★єlค's profile ღ ° нαуαт вαzєη çєкıℓмє...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    March 07

    ∂üηуα кα∂ιηlαя güηüмüz кυтlυ σlѕυη..

     
     
     
    Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için
    greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi.
    Kadınlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 8 Mart'ta eşitlik isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.
     
    Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı.
    Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Millteler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı.
    İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
    Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması,
    Sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve
    kendilerini geliştirmelerine olnak gereksinimi idi.
    Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.

     
    İşte bu günün bir Dünya Kadın Günü olmasını sağlayan tarihteki bazı önemli kilometre taşları:

    -1857 New York: kadinlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar.
     Polis tarafından dağıtıldılar.

    -1908 New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü.
    Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan "Ekmek ve Gül " idi.
    Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.

    -1909 İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı.
    Avrupa'daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.

    -1910 Clara Zetkin isimli bir Amlan sosyalist kadın,
    kadın Sosyalist Enternasyonelinde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.

    -1911 Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya,
    Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar.
    Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.
    Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.

    -1917 Rus kadınlar " ekmek ve barış" için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler.
    Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.

    -1977 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 mart'ı kabul etti.
     


    Dünyada hiçbir milletin kadını,

    "Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, anadolu kadını kadar emek verdim" diyemez.

    Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız isletmiştir.

    Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip,

    kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur.

    Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı,

    şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.

     

    "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir.

    Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir."

     

    "insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur.

    Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin?

    Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"

     

     

     

    Ey kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

     

     
    8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN....
     
    March 06

    αятıк νυѕlαтıη α∂ı ölüм, уαşαмıη α∂ı єƒкâя...

     

     

    Bu şehir yıldızlarını zemheri yağmurlarıyla gölgelemezdi böyle,
    Yaşanmayabileydi tahayyül vakitlerini

    Biçimsiz bir biçişle katleden yanılgılar.
    İki yakası bir araya gelmeyen bir kentte

    Meridyen boyu volta atmak gerekmeseydi,
    Sokak başları bir ağıtın adımlanışına şahit tutulmazdı.
    Ve iyot kokusu yakmazdı genzini adamın,

    Belirgin bir belirsizlikle ruhumuza
    Çöreklenmeseydi anın en нüzηü mahfuz hallerinde

    Saçlarımızda beyaz bir leke ile
    Varlığını tescilleyen yazılmamışlıklar.

     

    ѕυѕмα нαккıηı єякєη кυllαηмαηıη Cєzαѕı∂ıя вυ ναкιтѕιz çıl∂ıяışlαя..  

     

    Bir iç denize aynı noktadan bakarken,

    Söylenmesi gerekenlerle cebelleşip,
    Söylenilmesi istenenlere devşirmek gerekliliği kadar dardayım.
    Akla bela bir karmaşanın adam boyu hüsrana kesen

    İç hesaplaşmasında,
    Maktulün gözlerini kapatıp ölüm saatini kayda geçerken zaman,

    Aynı yere göz dikip
    Bambaşka şeylere kör kalan iki yitirilmiş hayattan

    Bir “biz” oluşturmanın imkansızlığına böylesi kâni iken yüreğim,

    Benzer zamansız sancılara bel bağlayarak
    Söylenmeliydi belki “sana ihtiyacım var”..
    Hâlbuki ihtiyacı yok hiç kimsenin hiçbir şeye,

    Can alıcı meleğin parmaklarını ruhunda hissettiği an,

    Eylemlerini su üstüne çıkaracak bahanesizlikler kadar.
    Ve bilmiyorsun neye benzer, olmayacak duaya denmesi istenen

    Dört harfi zikredememekten suçlu bulunmak…

     

    Bütün ayrılık hikâyelerini yükleniyor avuç içine,

    Geceye nifak düşüren çığlıklarım.
    Ben son vapurum hükmü infaza mühürlenip Haliç’te katledilen.
    Tüm tutsaklıklarımı gözlerime hapsettim,

    Özgür kalsın diye kirpiklerinde alazlanan firari rüzgâr..
    Üzerime ölü toprağı serpiyor bağ bozumu gözlerin.
    Saçların, yılların eskitmekte gecikmediği bir şeyleri ahenkliyor..
    Tahayyülüme düşüyor belge hükmü taşımayan alın çizgilerin.
    Sana "denedim" demeye yeltendiğim her vakit,

    Küskün çocuk bakışın kesiyor yolunu bitişlerin..

     

    Oysa delikanlı olmak yetmiyor gözü kara vuslatlara..
    Kaç gençlik çürüttüm yıkılası duvarların hüzün

    Bulaşığını temizlemek için!
    Tüm kanıma mâl oldu resmedilişi karanlığıma gözlerinin.
    Gözlerini çoğalttıkça yüreğimde, gözlediğimden oldum ben yâr..

     

    Şimdi kapı önü nöbetleri sarmalıyor rampalarda duraksayan sevdamın vites dişlilerini.
    El işi tespihlerde çekiyorum gecenin tüm hüznünü içime.
    Kısık bir ıslık gibi artık,

    Saçlarımda bozulamamaktan kindar rüzgârın nefesi.
    Bu umursamaz boşluk soğuğunu salıyor yar/a kalmış yerlerimden…
    Bu ayaza kesmiş hüzün,

    En dirayetli yanlarından bulaşan laneti kabulleniyor…
    Bakma sedasız bir ağıtta giyotinleşmiş gözlerime,

    вєη öƒкєує ∂єlαlєт вιя ѕυѕкυ∂α кαηαтıуσяυм Cığєяlєяιмι.

    öуlє уαlηız вιя ölüмє çαяρтıяıl๔ıм кι,

    Gece bile mayası tutmamış

    Bir salkım üzümden beklenen promil kadar.
    Varlığım anlamsız gel/gitlerde çırpınan

    Azatsız ruhların cehennem bekçisi…

    вαηα αşкıη єη нєlαl нαlιη∂єη вιя ölüм вιç,

    ѕєηιη єllєяιη∂єη σlѕυη уâя...  

    Korkuyorum, bu tenhalık aşka alâmet değil...
    Bu nasır bana ağır.. Bu gökyüzü âhıma dar..

     

    /αятıк νυѕlαтıη α∂ı ölüм, уαşαмıη α∂ı єƒкâя./

     

    .