Perfil de ★єlค ღ ° нαуαт вαzєη çєкıℓмє...FotosBlogListasMás Herramientas Ayuda

Blog


14 agosto

кüçü¢üк уüяєğιм

 
 
 
 
 
 
Ben hep küçük şeyleri sevdim
Ben beklerken
hep küçük bekleyişlerle bekledim
Giderken küçük adımlarla küçük özlemleri küçücük avucuma alıp gittim
Severken bile
küçücük yüreğimle sevdim
Ben her şeyi hep küçükken sevdim
Hiç büyük konuşamayacak kadar küçük ağzım vardı
Hiç büyük sevemeyecek kadar küçük yüreğim
Hiç kocaman bir eli tutamayacak kadar küçük ellerim vardı
Hayallerim bile hep küçük kaldı
Benim
dünyam hep küçüktü
Aslında küçücük yüreğime hiç kimse büyük gelmedi
Bu yüzden ben hep küçük kaldım... Hep çocuk kaldım
Ben her şeyi hep küçük ve çocuk sevdim
 
---------------------------------------------------------
 
Küçücük yüreğimde öyLe kocaman bir yere sahipsin ki..
 
 
zαмαη çσк кıѕαу∂ı вιzιм ιçιη
уєтмє∂ι gözℓєяιмιz∂єη уαşı ѕιℓє¢єк кα∂αя
ηє∂є єℓνє∂α ∂ιуєвιℓє¢єк кα∂αя...
 
 
 

Renkler,
Her sabah güneşin hediyesi bize.
Karanlik tam boğacakken hayat, umut getirir bize


 
 
08 junio

¢αη ∂σѕтℓαяıмα тєşєккüяℓєя...

 

 

Bir inceliktir "TEŞEKKÜR"
Küçük bir davranış, bir inceliktir teşekkür etmek

Öylesine zahmetsiz ve kolay.
İki kelime eni konu.
Söylemesi öyle kolay; neticesi öylesine büyüktür ki…
Bize bir bardak su verene…
Bize sıcacık yemekler hazırlayana…
Bize bir harf öğretene…
Bize bir yer ararken yol gösterene… teşekkür etmeliyiz.
Bir teşekkür gözde çiçek açtırır.
Bir teşekkür, alır gider bütün yorgunluğu.
Bir teşekkür, uçurur kalbi.
Bir teşekkür insanı insana dost eder.
“Halka teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.” buyurmuş
incelikler Peygamberi Efendimiz (S.A.V.)
Ne ince bir nokta.
Akrabalarımıza, annemize, komşumuza, öğretmenimize, arkadaşımıza,
Dostumuza teşekkür edemiyorsak Allah’a da teşekkür edemeyiz.
Allah’tır bize her şeyi veren.
O’dur bütün teşekkürleri asıl hak eden.
Şükrederiz bizi ve dünyayı var eden Allah’a.
Şükrederiz bize hayatı bahşeden Allah’a.
Her şeyin sahibi Rabb’imize şükretmek nasıl insanlık görevimizse,
Aradakilere, yani akrabalarımıza, annemize, komşumuza,
Öğretmenimize, arkadaşımıza,dostumuzun bizlere yaptıkları yardımda,
İyilikte teşekkür etmek de bir görevdir.
Teşekkür etmeliyiz kuşa, çiçeğe, havaya, denize,
Kaleme, meyveye, çöpçüye, bakkala, şoföre…
Teşekkür etmeliyiz ki kalbimiz Allah’a şükretmeye açık olsun..
Teşekkür etmesini bilen Allah’a şükretmesini de bilmeye yatkındır.

 


Teşekkür etmek bir sannattır...!!!

Nedenini bilmeden geçip giden zamanın içinde , hiç düşündünüzmü nekadar teşekkür ettiğinizi..
Hayatı yaşanılır kılan , bir nefesi daha halkana katabilmen ve onunla nefes alabilmeyi öğrenmen,
Güleryüzle hürmet sloganı olan teşekkür etmekten ne olursa olsun vazgeçmeyelimki ,
Toprak yatağımıza uzandığımızda bir nefes daha bakıp teşekkür edebilsin..
(Teşekkür etmeyi öğrettiğin için teşekkür ederim..)

 

 

24 abril

∂σѕтυηυz ναямι؟ (ѕιz ∂σѕтℓαяιмα нє∂ιуєм σℓѕυη....)

 
 
 
 
 ∂σѕтυηυz ναя мı؟
 
Şöyle dolu dolu yürekten hissedilerek söylenen ∂σѕтυм dediğiniz biri
Hiç ummadığınız anda çıkagelen , seven , düşünen , güvenen birileri...
Yok mu?
O zaman çok şey kaybettiniz demektir.
∂σѕт dedin mi her şey durmalı , durulmalı , canına ayna tutmalı...
∂σѕт dediğin diğer yarındır
Her şeyini paylaştığın
Uzak  bile olsa yakınındaymış gibi hissetmektir
Aynı havayı içine çekmektir
Gözlerini kapatıp onu düşlemektir
Yanındaymış gibi hissedebilmektir
Özlemektir
Tahammül etmektir
Beklentisiz sevmektir
Kaybetme korkusudur
 
 
Düştüğünde elinden tutup kaldırandır
Hesap sormadan , yargılamadan , sabırla dinleyendir
Taşımaktır yeri geldiğinde
∂σѕт dediğin sana asla yanlış yapmaz
Kendinden çok ona güvenirsin
Sesin olur , soluğun olur , yüzün olur...
Merak edilendir , beklenendir...
Gelmeyeceğini bilsen de beklersin , yorulmadan , bıkmadan
Ne olursa olsun dersin?
Seninle bir bütünüz benimle olmalısın daima
Hayatımın içinde yer almalısın
Benimle beraber yürümelisin her yolda
Aldığım nefeste seni düşünmeliyim
Hep sol yanımda yer almalısın
Yüreğimde olmalısın , özlemelisin...
Yeri geldiğinde bağırıp çağırmalı , sus diyebilmelisin
Önceliklerin olmalı...
Seni seviyorum demelisin , ve bundan asla vazgeçmemelisin 
∂σѕт kelimesi bile ona duyduğun sevginin yanında yavan kalır
Onu anlatmaya yetecek  sözcükler yoktur çünkü
Hep eksik kalır ona söylenecekler
 
Şimdi olduğu gibi...

∂σѕт кαzαηмαк zσя вєℓкι αмα кαувєтмєѕι αη мєѕєℓєѕι...
 
 
 
αякα∂αş νє ∂σѕт ƒαякι...
 

Arkadaş; evinize geldiğinde misafir gibi davranır,

 ∂σѕт ; geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır...

Arkadaş; senin ağladığını görmez,

 ∂σѕтunun omzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır...

 

Arkadaş; davetine katılınca bir paket hediye ile gelir,

 ∂σѕт ; sana yardım etmek için erken gelir, toparlanman için geç gider...

Arkadaş; onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur,

 ∂σѕт ; neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için...

Arkadaş; bir kavgadan sonra herşeyin bittiğini düşünür,

 ∂σѕт  ise tekrar arar...

 

Arkadaş; senin daima onun arkasında olmanı ister,

 ∂σѕт  ise her zaman senin arkandadır...

Arkadaş; zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir,

 ∂σѕт ; zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder...

Arkadaş; zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar,

 ∂σѕт ; zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır...

Arkadaş; sizi ikinci görmek ister,

 ∂σѕт ; ikinciniz olmaktan şeref duyar...

 

Arkadaş; sıkıntınız olmadığında yanınızdadır,

 ∂σѕт ; sıkıntınız olduğunda size koşar...

Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız,

 ∂σѕтlarınız size huzur vermeye çalışır...

Hayattaki gerçek ∂σѕтℓαяι bulabilmeniz dileğiyle...

 

 

∂σѕт, αяαηαη, вυℓυηαη νє σℓυηαη вιя кανяαм ∂єğιℓ∂ιя.
 ∂σѕт уα ναя∂ιя уα∂α уσктυя !
 ∂σѕт, тıρкı вυℓυт gιвι, göктє вιя уıℓ∂ız gιвι,
 ∂αℓ∂α çιçєк, αğαçтα уαρяαк gιвι вιя şєу∂ιя.
уα ναя∂ıя, уα  уσктυя!   ναяѕα, αѕℓα уιтιяιℓмєz.
уσкѕα…؟ gєçмιş σℓѕυη !
 
 
 
nazar boncuguεlﻪ'ժﻪռ էüო ժօรէlﻪгﻪ รενցﻨlεг...nazar boncugu
 
07 marzo

∂üηуα кα∂ιηlαя güηüмüz кυтlυ σlѕυη..

 
 
 
Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için
greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi.
Kadınlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 8 Mart'ta eşitlik isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.
 
Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı.
Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Millteler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı.
İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması,
Sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve
kendilerini geliştirmelerine olnak gereksinimi idi.
Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.

 
İşte bu günün bir Dünya Kadın Günü olmasını sağlayan tarihteki bazı önemli kilometre taşları:

-1857 New York: kadinlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar.
 Polis tarafından dağıtıldılar.

-1908 New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü.
Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan "Ekmek ve Gül " idi.
Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.

-1909 İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı.
Avrupa'daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.

-1910 Clara Zetkin isimli bir Amlan sosyalist kadın,
kadın Sosyalist Enternasyonelinde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.

-1911 Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya,
Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar.
Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.
Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.

-1917 Rus kadınlar " ekmek ve barış" için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler.
Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.

-1977 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 mart'ı kabul etti.
 


Dünyada hiçbir milletin kadını,

"Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, anadolu kadını kadar emek verdim" diyemez.

Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız isletmiştir.

Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip,

kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur.

Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı,

şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.

 

"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir.

Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir."

 

"insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur.

Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin?

Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"

 

 

 

Ey kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

 

 
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN....
 
06 marzo

αятıк νυѕlαтıη α∂ı ölüм, уαşαмıη α∂ı єƒкâя...

 

 

Bu şehir yıldızlarını zemheri yağmurlarıyla gölgelemezdi böyle,
Yaşanmayabileydi tahayyül vakitlerini

Biçimsiz bir biçişle katleden yanılgılar.
İki yakası bir araya gelmeyen bir kentte

Meridyen boyu volta atmak gerekmeseydi,
Sokak başları bir ağıtın adımlanışına şahit tutulmazdı.
Ve iyot kokusu yakmazdı genzini adamın,

Belirgin bir belirsizlikle ruhumuza
Çöreklenmeseydi anın en нüzηü mahfuz hallerinde

Saçlarımızda beyaz bir leke ile
Varlığını tescilleyen yazılmamışlıklar.

 

ѕυѕмα нαккıηı єякєη кυllαηмαηıη Cєzαѕı∂ıя вυ ναкιтѕιz çıl∂ıяışlαя..  

 

Bir iç denize aynı noktadan bakarken,

Söylenmesi gerekenlerle cebelleşip,
Söylenilmesi istenenlere devşirmek gerekliliği kadar dardayım.
Akla bela bir karmaşanın adam boyu hüsrana kesen

İç hesaplaşmasında,
Maktulün gözlerini kapatıp ölüm saatini kayda geçerken zaman,

Aynı yere göz dikip
Bambaşka şeylere kör kalan iki yitirilmiş hayattan

Bir “biz” oluşturmanın imkansızlığına böylesi kâni iken yüreğim,

Benzer zamansız sancılara bel bağlayarak
Söylenmeliydi belki “sana ihtiyacım var”..
Hâlbuki ihtiyacı yok hiç kimsenin hiçbir şeye,

Can alıcı meleğin parmaklarını ruhunda hissettiği an,

Eylemlerini su üstüne çıkaracak bahanesizlikler kadar.
Ve bilmiyorsun neye benzer, olmayacak duaya denmesi istenen

Dört harfi zikredememekten suçlu bulunmak…

 

Bütün ayrılık hikâyelerini yükleniyor avuç içine,

Geceye nifak düşüren çığlıklarım.
Ben son vapurum hükmü infaza mühürlenip Haliç’te katledilen.
Tüm tutsaklıklarımı gözlerime hapsettim,

Özgür kalsın diye kirpiklerinde alazlanan firari rüzgâr..
Üzerime ölü toprağı serpiyor bağ bozumu gözlerin.
Saçların, yılların eskitmekte gecikmediği bir şeyleri ahenkliyor..
Tahayyülüme düşüyor belge hükmü taşımayan alın çizgilerin.
Sana "denedim" demeye yeltendiğim her vakit,

Küskün çocuk bakışın kesiyor yolunu bitişlerin..

 

Oysa delikanlı olmak yetmiyor gözü kara vuslatlara..
Kaç gençlik çürüttüm yıkılası duvarların hüzün

Bulaşığını temizlemek için!
Tüm kanıma mâl oldu resmedilişi karanlığıma gözlerinin.
Gözlerini çoğalttıkça yüreğimde, gözlediğimden oldum ben yâr..

 

Şimdi kapı önü nöbetleri sarmalıyor rampalarda duraksayan sevdamın vites dişlilerini.
El işi tespihlerde çekiyorum gecenin tüm hüznünü içime.
Kısık bir ıslık gibi artık,

Saçlarımda bozulamamaktan kindar rüzgârın nefesi.
Bu umursamaz boşluk soğuğunu salıyor yar/a kalmış yerlerimden…
Bu ayaza kesmiş hüzün,

En dirayetli yanlarından bulaşan laneti kabulleniyor…
Bakma sedasız bir ağıtta giyotinleşmiş gözlerime,

вєη öƒкєує ∂єlαlєт вιя ѕυѕкυ∂α кαηαтıуσяυм Cığєяlєяιмι.

öуlє уαlηız вιя ölüмє çαяρтıяıl๔ıм кι,

Gece bile mayası tutmamış

Bir salkım üzümden beklenen promil kadar.
Varlığım anlamsız gel/gitlerde çırpınan

Azatsız ruhların cehennem bekçisi…

вαηα αşкıη єη нєlαl нαlιη∂єη вιя ölüм вιç,

ѕєηιη єllєяιη∂єη σlѕυη уâя...  

Korkuyorum, bu tenhalık aşka alâmet değil...
Bu nasır bana ağır.. Bu gökyüzü âhıma dar..

 

/αятıк νυѕlαтıη α∂ı ölüм, уαşαмıη α∂ı єƒкâя./

 

.
24 febrero

кüçüк вιя çσ¢υğυη мαѕυмlυğυηυ тαşιуσя∂υ уüяєğιм...

 
 
кüçüк вιя çσ¢υğυη мαѕυмlυğυηυ тαşıуσя∂υ уüяєğιм..
öуlє ѕєνмιşтι кι..öуlє ѕєνιlмєує мυнтαçтı кι..
нєякєѕє ιηαηıя∂ı кσlαуlιкℓα... 
ιηαηмιşтι...
 
Oynadığı oyunlardan ayrı tutmuştu seni..
Ne oyuncak olacaktı, ne de oyunbozanlık yapacaktı..!
 
Olmadık şeylere küserdik çocukken,
Sonra bir bakmışız yine kaldığımız yerden oynamaya başlamışız bile..
O kadar kısa sürerdi ki kırılganlıklar, alınmalar..
Oysa şimdi ardına bakmadan gitmeleri tercih ediyoruz..
Kırılmışlıkları içimizde tutarak en ağırından gitmeleri…
Senin yaptığın gibi..!
 
Saklambaçlarımın adı sen oldu..
Sen saklanırdın ben seni bulurdum ya hani..
Artık bulamıyorum..!
Artık duvara dönüp, kapamıyorum gözlerimi..
Biliyorum saklandığın yerden çıkmayacaksın...
Biliyorum….!
 
 
 
αηlα∂ıм вüуüмüşüz,
Anladım masumluğumuzu yitirmişiz..
Ben oyun oynamayı bıraktım, hayat bana oynamaya başladı artık...
En çokta bunu anladım..!
Toz pembe gelen hayat, artık başka renklere gebe kaldı..
Herşey siyaha döndü, gözlerimin rengi bile..!
Gözlerimdeki ışıltı, yerini hüzne bıraktı..
Kelimelerim çarpık..! Hecelemelerim çoğaldı..
Ağlamak hiç yabancı değil artık…
Gülmek bir o kadar uzak..!
Ben büyüdüm..Yüküm ağırlaştı..
Oysa ki böyle büyütmek istememiştim yüreğimi..
Haketmediği darbeler aldı...
Hiç ummadığı zamanda, ummadığı kişiden..!
Ne yapacağını bilmeden, elim cebimde geziniyorum hayatta..
Anlamsızım bu aralar..!
Yorgun ve karışık..!
Acının; sadece düşüp, yaraların kanaması sanan ben,
Şimdi acının ve mutluluğumun adının sen olduğunu öğrendim..!
Oyunlarım öksüz kaldı..Oynayamıyorum..
Çağırıyorlar gitmiyorum...
 
Biliyorum ki gözlerimi tekrar yumduğumda, saklanıp çıkmayacaklar..
Beni bırakacaklar öyle koca bir duvarın önünde..
Ben artık mızıkçılarla oyun oynamıyorum..
Ben artık boyumdan büyük oyunlara kalkışmıyorum..!
Küçükken oyunlarımızın adı yoktu..
Büyüdük oyunlarımızın adı aşk kaldı..
Aşk oyun değildi..Sen öyle sandın..
σуηα∂ıη..gιттιη..!
 

 

.ELA.

~√V''^√~√V^√V'^~----------
Seni severken öldüm ...


Geç oldu ama anladım…
Kimse giderken götürmüyor sevgileri yanında
Yanılgılarımı yüzüme vurmayın
İçimdeki çocuğun masal saatine denk geldi aşk
Anladım dedim ya
Daha fazla yormayın.. ...




17 diciembre

ιçιм∂єкι çσ¢υк öℓüуσя...

 

 

ηє кєуιƒℓє σкυ∂υğυм şιιяℓєя єzвєяιм∂є, 

ηє ∂є вαğıяα çαğıяα ѕöуℓє∂ιğιм şαякıℓαяıη ѕözℓєяι.

∂αℓgıη gözℓєяℓє уüяü∂üğüм ¢α∂∂єℓєя∂є кαувσℓυуσяυм...

ѕσηѕυz вιя ιηαтℓα ѕαяıℓ∂ığıм яα∂уσ∂αη gєℓєη σ нαяιкα мєℓσ∂ιℓєяιη ∂є тα∂ı уσк؟

ρєкι уα σ уαğмυя∂α ιℓιкℓєяιмє кα∂αя ıѕℓαηмαℓαяıмı кιм ¢αℓ∂ι вєη∂єη؟ 

вιℓмιуσяυм.. !!

 

 


 

Susuyorum artik... Sustukça susuyorum.

Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu,
 suskunluğuma sarılıyorum.
Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler.
Bazıları da acıtıyor üstelik…
Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki.
Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta,
Şöyle bir uğradığım kelime hazinemde bir anlam ifade etmiyor.
Düşünüyorum da bu güne kadar hep;

gibi yazmışım,
gibi okumuşum,

gibi söylemişim

ve en önemlisi; gibi sevmişim...
Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz.

Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla.
Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum...
Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde?
Kocaman bir hiç!
Öyleyse neden bunca caba, neye bunca isyan…
Öyle anlamsız ki yaşadığım hayat.
Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor,
Elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor.
Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler
Ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…
Kalbime bir kursun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum

Ya da yüreğime su serpecek elin sahibini...

Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini…
Artık basit şeyler bekliyorum yasamdan.
Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken...
Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı...
İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.
İste yine susuyorum;

Siyah bir geceye dönüyor her anım ve
Okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı.

 

 

ιçιм∂єкι çσ¢υк öℓüуσя...
уαℓαη¢ı güℓüмѕєуιşℓєяℓє вєηι ¢ι∂∂ιуєтє çαğıяαη ιηѕαηℓαяı ∂α öηємѕємιуσяυм.

єℓιм∂єη кαуıρ gι∂єηℓєя∂єη кσякмα∂ığıмı вιℓмιуσя кι нιç вιяι...

 

 

Hareketli yazılar imzaların en güzeli burda

04 diciembre

Bazen...

 
 
Bazen susmak gerekiyormuş
Bazen bomboş bakmak gerekiyormuş

Hayatın yalanlarına..
Anlamaya çalışmak saçmalık..!
Anlamadan yaşamak gerekiyormuş..
Ama bazen!
Unutmak gerekiyormuş unutulma pahasına.
Zaman değilmiş gideni getiren..
Aslında zamanmış var olanı götüren..!
 
Resim
 
 
 
21 octubre

єу нαуαт кυ¢αкℓα вєηι....

 

 

 

 

Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
Çekip gitsem bu şehirden
Anılar incinir mi?
Üşür mü dalında bir yaz çiçeği?

Ve bilir mi?
Bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı,
Bin ilmik atanı usuna.
Çekilen her tetiğe karşılık

Kirpiklerinde

вαнαяıηı ѕαкℓαуαη уαşℓı вιя çσ¢υğυм вєη...

Düşlerin yağmurnda ıslan

 

Düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
Ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
Bir şiir vurur kıyılara / gücenik
Değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

İçimin ırmakları kurudu / bütün yapraklar soluk
Hüzün kokuyor çiçeğim
Hangi yağmurları müjdelersen müjdele
Yeşermez bir daha yangının düştüğü yer.

 

 

 

Aşk da küstü
Kim dinler kalbimin kırık sesini artık

Ceylanların vurulduğu bir dağbaşı ıssızlığıyım işte
Gelinciklerin ürperdiği şafak
Gülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
Giden gelmedi terketti bütün mevsimler...

Bir korkunç acıya düştümki
Sırtımda kırk paslı bıçak kırk yerimden kanayan

Avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
Acılar tünedi sevincin tüneğine

gι∂єη ∂öηмє∂ι тєякєттι вüтüη мєνѕιмℓєя

вιя тєк güℓ кαℓмα∂ı öмяüмüη вσzкıяıη∂α...


 

üşüуσяυм

şιм∂ι уαℓηızℓığıη єη тєηнα кışıη∂αуıм

Kirpiklerimde yıldızlar saklasamda
Bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece

testisi kırık bir yolcuyum / yolum duman
Artık hiç bir şey avutmuyor beni
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

 

єу нαуαт кυ¢αкℓα вєηι

 мανι кαηαтℓαяıηıη αℓтıηα αℓ
ѕığıηıρ кαℓαуıм вιя ѕєνgιηιη ѕı¢αк ιкℓιмιηє...

 

 

01 septiembre

ĸﻨկﻪรﻨկﻪ รսรოﻪĸ...

 

уüяєğιηιη тαşιηαвιℓιя  вüтüη ∂υуgυℓαяιуℓα вιя ∂υяαктα вєкℓємєк

νε ցεçεռ ﻨlĸ гüչցﻪгժﻪ รﻪνгսlოﻪĸ ﻪկﻪĸէﻪ

мüѕαιт вιя є¢єℓ∂є ∂υямαк ѕσηяα

ĸıկﻪรıկﻪ รսรოﻪĸ รօгցսlﻪгժﻪ...

 

Yedi iklimi ortak paydada birleştirmek
Güneşi yakmak bir kıvılcımla
Cayır cayır yanmak yangınlarda
Sonra yüreğimdeki;
Bütün sokaklara bütün caddelere bütün kentlere adını vermek
Ama dedim ya;
Ayıptı adını vermek gayrı menkullere
Adının çok bilinmeyenli denklemlerde saklamak gerekti
мüƒяє∂αт ∂ışı öğяєηмєу∂ι ѕєνмєк

կﻪհսէ รεรรﻨչ ъﻨг öğгεռოε ъﻨçﻨოﻨ

Kansız bir yenilgiydi
Ve birinci tekil zamanda yaşamak mecburuydi.


Yine de ben adına aşk bulaşmış bütün kelimeleri
Karambol zamanlarda haykırıyordum yıldızlara
Herhangi bir öğretim yılında faili meçhul bir aşka karşıyordu adım
Ölmeyi öğreniyordum yaşamsal faaliyetlerimi sürdürürken
Yüreğimin başkenti ilan ediyordum okulun bütün kapsama alanlarını
Çünkü orda sen vardın monarşik bir yapıda

Artık yağmurlarda alışmıştı bu şehre gizlice yağmaya
Oysa ben bu şehre inat kaçak yaşıyordum seni içimde
Ve hiçbirşeye hasretin kadar hasret duymuyordum
Hasretinin namlusu çevriliyordu her akşamüstü yüreğime.
Baktığım her yerde gözlerin yağıyordu gözlerime
Gecenin her çöküşünde yitiriyordum kendimi
Her şafakta seni beklemenin depremselliğiyle uyanıyordu kalbim
Bütün hayallerimin başrolünde sen vardın
Bütün cümlelerimin ana konusu oluyordun
Bütün bütünlüğümle bütün oluyordum seninle
Ama dedim ya
Ayıptı hayal kurmak bu şehirde
Hayallerimi saklamak gerekti

 

รﻪĸlﻪժıო รﻪռﻪ էüო հﻪկﻪllεгﻨოﻨ....  


 

06 julio

ѕυѕ уüяєğιм...

 
 
 
 
 
Sus yüreğim. Feryat etme...
Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçük çocuklara.
Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman.

Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını.
Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin?
Anlarmıydın dilimden, konuşmadan susarmıydık öylece.
Yoksa yeni bir alfabemi yazardın her harfi bir çiçekten.
Bilir miydin neden bu kadar korktuğumu.
İçimdeki korkunç yalnızlığı, katran karası geceyi, düş düş sonu gelmeyen uçurumu.
Okur muydun gözlerimdeki hüznü, kendime bile kapattığım kapıları açabilir miydin?
Sağlam dur yüreğim...
 Etrafa saçma kıvılcımları. Geldiğimiz gibi gideceğiz bu bahçeden.
 Gitmeyi de biliriz. Sağlam dur yüreğim... Ne içindeki çığlığı büyüt dalga dalga, ne de yalnızlığı...

 
 

Bu sırrı açsaydık birbirimize. Gözlerimiz her karşılaştığında söylediklerimizi sözlere dökseydik…

Kalbimin sükun bulduğu yer dizinin dibi olur muydu?

Sıcacık baktığında aradığım cevapları bulur muydum?

İçim erir miydi gülümsediğinde, şimdiki gibi?

Utanır mıydım yaptıklarımdan, yoksa mesut bahtiyar ölür müydüm son nefesimde?
Kendine sarıl kalbim. Sıkı tut kendini... Üzerine sıçratma kuruntuları.

Zaten giderek büyüyor gece…
Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar?

Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden.

Mızıkçılık mı yapmış olur onlar, yenilmeyi seçmekle.

Saklambaç oynarken sıkılıp kendini sobeleten çocuklar gibi…
Kaç bahar olur bir ömürde kalbim?

Her tohum başka bir çiçek midir, yoksa yeniden açan aynı çiçek mi?
Sorma artık yüreğim.
Sus yüreğim,
Feryat etme…

 

 
10 junio

Aşkı sırtından vurdum...

 

 

 
 
 

Acısını içtim aşkın, Hüznüne dokundum.
Gökkuşağı gibi değildi renkleri siyahında boğuldum.
Yoruldum hep yoruldum
Kime tutunduysam yaralı kanadımla

Yalanlarında kayboldum.
Masum bir çocuk bakışıyla geçtim aşkın kör gözlerinden
Yüreğimi büyüttüm,
Düşler yetiştirdim minik avuçlarımda ağlamayı öğrendim,
Gülmeyi unuttum.
Hırçın denizlerde, boşa kürek çektim hep
Yalnızlığın kıyısında, unutulan bir liman gibi
Bekledim, durdum.
Nereye gittiğini bilmeyen bir yolcunun sessizliğinde geçti hayatım.
Aşkı bulayım derken,
Yolumdan oldum.
Korkularım büyüdü aşkın kollarında
Sessizlik parladı içimde, bir yakamoz gibi
Üç kuruşa yalnızlığa sattı gülen suretimi
Ne bana gösterdi kendi yüzünü,
Ne güldürdü benim yüzümü.
Yar olmadı bana hiç, seslendim ses vermedi
Sonunda sustum


Ve bir akşam üstü
Aşkı sırtından vurdum!....

 

 
 
 
28 mayo

Bazı anlar vardır...

 

 

Bazı anlar vardır; onu düşündüğün,

Keşke şimdi yanımda olsa dediğin,

Bilirsin ki uzaktır gelemez

Yüreğin sızlar o an gözyaşların düşer yanaklarına.

 

Bazı anlar vardır; gülersin

Yüreğinin acısını bastırmak pahasına.

Bazı anlar vardır; gözünün önündedir o

Bir şey söylemiyordur sana

Sadece gözlerine bakıyordur.

 

Ve gözlerinle konuşursun

Bilirsin ki, kelimeler yetmez anlatmaya

İçinde taşıdığın sevgiyi

 

Bazı anlar vardır; ellerini uzatırsın

Hissetmek için taşıdığın sevginin büyüklüğünü

Ama o görmez seni, tutamaz ellerini

Sonra korkarsın incinmekten narince bırakırsın.

 

Bazı anlar vardır; haykırmak gelse de içinden

Bağırsan da duymayacağını bilirsin

Fısıltıyla söylersin “seni seviyorum” ları…

 

10 mayo

Gidişin...

 

Bu şehri ağlatacak kadar ağırdı gidişin.
Şimdi yokluğunu koynuma aldım
Karanlığın bile hüznümü kaybedemediği bir gecede
Hesap soruyorum yüreğime boyundan büyük sevmek sana mı düştü diye.
Her yer sen kokuyor işte,her şeyde senden bir parça
Böyle çaresiz, böyle yarım kaldım işte.
Sol yanım acıyor,her atışı yokluğunun isyanı şimdi.
Yanmaktayım işte.
Alev alev yanmaktayım,
gözyaşlarıma inat daha bir kor olmaktayım...
Nasıl sevmişim oysa seni ne kadar sen olmuşum,
Ne kadar çok ben olmuşsun.
Nasıl mecburmuşum nasıl tutulmuşum
Sensizlik ölümmüş oysa,oysa ne zormuş ölüm.
Hasretinle yanıyor şimdi her yanım,
Bir damla sen diye yalvarıyorum,bir damla kan ilişiyor gözlerime
Bir damla sen diyorum,bin damla kan düşüyor yüreğime,
Yoksun işte.
Ben deli divane olsam da yoksun.
Sensizlik baş köşeye oturmuş dalga geçiyor şimdi.
Aynalar hesap soruyor,
Duvarlar gizliden ağlıyor,
Bir bilsen, Ah! bir bilsen hasretimi
Sanki her ayak sesi seni getiriyor…

   

Senli cümlelerimi çıkardım hayatımdan.yazdıklarımdan.
Yaşadıklarımdan.
Herkesle aynı cümleleri kurmuyorum.Senin kelimelerin başka dudaklara isim olurken.

Ben artık isimsiz bir adamı seviyorum.

 

 

 

 

 
05 mayo

Yalnızlığı anlat bana...

 
 
’'Yalnızlığını anlat bana… ‘’   
Aldım elime kalemi, boş bir sayfa buldum sen’li yazılarımın arasında…
Yalnızlığı beklemeye koyuldum, beyaz düşlerime esir olan karanlık odamda
Geldi, sensizliğin çarpıcı boşluğunda...
Nefesim daraldı, yuttum içimde her n‘e varsa…
Dört duvar dillendi sessizliğimden!

Sustu yakarışlar…
Taştı sessizlik
içimden…
Kelimeleri karanlığa bıraktım hissedilebildiğince
!
Ben konuştum,o
dinledi…
Ansızın, sustumSessizliğini
dinledim...
Dinledikçe, Sevdim sonu çığlık olan yalnızlığı...
Sarıldım kuytu gecelerde birtek o’na…!
Ne bir şikayet ne bir bıkkınlık...
Sevdim gecelerimde, adı yalnızlık olan, sessiz
 çağrını…
   O’na rehin bıraktım ruhumun derinliklerini
...

Yine yalnızlığa alabildiğine konuştuğum bir gecede,
Hayallerim düştü gözlerimden birer birer..
Yüreğimi gördüm karanlığın en ücra köşesinde..
Lime lime oldu gözlerimin önünde..
Tutamadım...
Yetişemedim yüreğime !
İşte o gece, yalnızlığa yakardım sayfalarca..
Ben konuştum... Yine ‘Odinledi..
Öyle sessizdi ki..
İsyana meyilli sorularıma, cevap olamadı
yalnızlığım..
O sustukça, ben haykırdım çaresizce..
Olmadı.. Sensizliğe çare olamadı…
Duvarlarım yıkıldı benliğimin üzerine..
Nefesim daraldı, bu kez acıyla…
Yutkundum, her kelimeyi yüreğime
batırırcasına !
Sebebim oldu, her hecesi yüreğimi yakan kelime…
Yalnızlığı, yalnızlığa anlattım gecelerimde...
Pabucu dama atılmış hayallerime ağladım karanlığın yaralayıcı boşluğunda …

 
           
 
  
     
 

18 abril

HEDİYE....

 

...Sizlere virüslü bir dosya gönderiyorum...

Açmanız halinde sadece bu bilgisayarınız değil,
gelecekteki tüm bilgisayarlarınız da kullanılamaz hale gelecek.
Yani mahvolacaksınız!

Yani, artık “çok öptüm – kendine iyi bak” vs. diye yazamayacak;
sevginizi bizzat kulağa fısıldamak,
öpücüğü sıcacık yanaklara kondurmak zorunda kalacaksınız.

Taranmış saçlarınız, fırçalanmış dişlerinizle yapacaksınız
duvarın üzerindeki akşam sohbetini.
Dünya o ses tonu üzerine kurulacak,
o gözyaşı ile yıkılacak içinizdeki ticaret merkezleri.
Avucunuzdaki el,
o elin elinize tutuşturduğu minicik not ile çarpacak kalbiniz;


Sevdayı, yalanı, nefreti,
o gözbebeklerinde, o gözyaşlarında görebileceksiniz.
Bir tutam da saç koyabileceksiniz zarfın içine,
ucu yanık mektubunuzla birlikte.
Çamur içinde kalacak ayakkabılarınız oyun bitiminde,
diziniz kanayacak yanlış hareketinizde.



Artık tutulmuş boynunuz, yığılmış beliniz,
kemerin üzerindeki göbeğiniz, kan çanağı gibi gözleriniz,
fare şeklindeki elinizle - bir ampule, bir sıvı kristal ekrana değil;
göçmen kuşlara, mürekkep kokan kitaplara, gazetelere,
sokaktaki bebelere, parktaki dedelere, çöldeki develere,
yaşamın ta kendisine bakacaksınız.


Basit detaylar olacak güzellikleriniz,
siz de daha güzel olacaksınız.
Dünya ayağınıza gelivermeyecek artık,
ayaklarınız götürecek sizi dünyaya.
Yollarda yaşayacaksınız ileride anlatacaklarınızı;
cebinizde kalemtıraş - silgi, kağıda yazacaklarınızı.

Hayat zorlaşacak, harcayacağınız emek artacak,
işleyen vücudunuz ışıl ışıl parlayacak.
Kocaman evren bekleyecek sizi,
güneşe baktığınızda kamaşan gözlerinizi.


Virüslü dosyanız yaşam.exe,
kendi kendine değil,
sizin bir zahmet çift tıklamanızla açılacak.
Çorap söküğü gibi gelecek gerisi;
gerçek dağlar, gerçek kırlar, gerçek sokaklar,
gerçek aşklar beklerken sizi.


yaşam.exe, “read only” bir dosya değildir.
Yazmanız, doldurmanız,
hiçbir hard diske sığamamanız için boştur,
0 kilometrede, 0 kilobyte’dır.
Tıklayın, vira vira demir alın,





Bugünkü doğum gününüz kutlu olsun...


 
       


15 abril

GİT..

 
 
”нιçвιя кєℓιмє ѕєηιη α∂ıη кα∂αя уєя тυтмα∂ı ∂υ∂αкℓαяıм∂α..
нιçвιя ιηѕαη ѕєηιη кα∂αя уαкışмα∂ı αℓıη уαzgıмα..
αмα вαşαяαмα∂ıк вυ ѕєν∂αуı уαşαтмαуı..
вαşαяαмα∂ıк ιşтє..”
 
 
Biz seninle hiçbir zaman aynı cümlenin içinde bile anılmadık...
Ne ben acılarını sırtlamış cümlenin yüklemi olabildim
 Ne de sen mutluluklarımın gizli öznesi olabildin..
Biz sadece hasrete prangalı iki yürek olduk....
Biz ayak uçlarındaki karlara aldırmadan güneşli sabahlara doğmayı özenen iki deli gelinciktik..

Zamansız açtık baharlara..
Zamansız uyandık kış uykularından..
 Birbirimizin yüzünde gördüğümüz gülüşleri bahar sandık...
Oysa biz kökleri toprakta kalacak bir gelinciğin bir kış sabahı güneşe gülümsemesi kadar imkansızdık…

Hayat yolculuğunda sırt sırta verdik

zannederken sırtlarımızın arasına örülü hasret duvarlarını göremedik..
Belki de görmek istemedik.. 
 Ne zaman duvarları aşmak istedik işte o an esir düştük imkansızlığa…
 İşte o zaman yenik düştük zamana..
Senle ben , hiçbir zaman “вιz“ olmayı başaramadık… 
 Başaramadık işte..
Belki de seninle biz ayrı cephelerde savaşan iki kılıç ustasıydık…
 Kendimizi hep aramıza örülmüş

hasrete kılıç sallar bilirken meğer biz kendi yüreklerimize kılıç sallamışız…


нα∂ι gιт ѕєνgιℓι.. Rüzgara karşı savaşmayı bırak… Hadi git..
 Dağlar devrilmişken omuzlarıma, yalnızlık düşmüşken sokaklarıma git..
Git diyorum sana...
Kapıyı biraz arala ve git.. Bana verdiğin ne varsa her şeyi topla ve git..

Bekletme
” seni" bekleyenleri…
Bekletme kapımda beni sonsuzluğa gömecek yetim kelebekleri…

Hadi git..

Her harfine ölümler beğendiğim adımı dudaklarımdan sökerek git..

Bana çıkan tüm sokakları sil adres defterlerinden..
Yaşayıp da kendi yüreğine bile ispat edemediğin bu sevdayı
“ мυтℓυℓυк вαкιуєℓєя∂єη” 
düş gayri..
Gözlerime demir pervazlardan ölüm göz

kırpıyorken durma git …



 нα∂ι gιт ѕєνgιℓι..

Adınla başlayıp adınla bitiremediğim cümleler kadar yalnız bırak beni..
 Durma karanlıklarımda, durma hatıralarıma.. Git sadece..

Bırak hayat boyu sensizlik yerine ölümler diz çöksün ayak dibime…

Bırak günahların dökülsün soğuk ellerinin gezindiği kücük avuç içlerime..
Hadi git sevgili..
 Biz seninle rüya olmaktan öteye geçemedik.. Hiçbir zaman acıyı

sırtlanıp mutluluğa gülümsemedik.. Hadi git…Dudaklarında daha fazla

kanamasın pişmanlıkların. Daha fazla ağlamasın hatıraların.. Hadi git sevgili..

Hadi git..Çıktığın kapıdan ölüm gelsin ayak uçlarıma..
Bırak gözlerin mapusluğum, yüreğin sonsuzluğum olsun..

Hadi git…

Durma sabahı olmayan karanlıklarımda..
 Daha fazla üşütme ellerini karı, boranı eksik olmayan kışlarımda...

Daha fazla bekleme yamalı cümlelerimde. Git diyorum sana..
Git.. Beni “ bana “ bırakma…Hadi kapıyı arala ve git.. Kapat tüm ışıkları..
Ve git hadi.. Çıktığın kapının ardından ölüm gelsin gayri..



Şimdi git…

Unut ismimi…

Unut yeminlerini….

Seni hiç sevmediğimi farz et…

Bu sevdayı hiç yaşanmamış kabul et..

Demir kapımı “ öℓüмє “ arala ve sessice git…


Git diyorum…

Sadece git…

Ardından ölüm gelsin ayak uçlarıma..

Sana kavuşmayı bilmese de ,

Seni severken “ öℓмєηιη gυяυяυηυ “ yaşasın bu yürek…

Çünkü; sen benim,


“öℓüм ιℓє нαуαт αяαѕιηα çιzєвιℓ∂ιgιм тєк мυтℓυℓυgυм∂υη”...!!!!

 


 
EL@
08 abril

Hayat hep bir yolculuktu...

 

 


Hayat hep bir yolculuktu benim için,hep bir yerlere gidecek gibi durdum. Ama bir yerlere gidemedim… Hep uzakları düşündüm, hep uzakları düşledim; insanın olmadığı kıyıları… Ne kaldığım yerlere bağlanabildim, ne de gidebildim düşlediğim yerlere…

Dünyaları sevdim sığdırdım yüreğime de, ben bir yere sığamadım… Bir yanımda özlemler taştı sel sel, bir yanımı acılar kapladı derya deniz, soluğumda demirler erittim de bir yanım hep kış kaldı üşüdüm…

Ne ben kendimi anlatabildim başkalarına, ne de başkaları anlayabildi ağıt gibi bıçaklanmış bu yüregi gögsümün ortasında. ..

Ne yana döndüm kurt ulumaları, ne yana döndüm zemheri…Yüreğimde hüzün sönen yıldızlar gibi hep gözlerime döndü… Susuzum ey hayat! Suskunum!..

Gecelerime yağmurlar damladı, ıslandı duygularım, üşüdüm, yağmur oldum kendime, kar oldum. Hangi bahara tutunduysam alıp götürdü umutlarımı kış. Gozlerimi de alıp gitti ardından…

Çocukluğumu düşürdüm kollarında aşkın, öksüz kaldı şiirlerim baharın dudaklarında… Bu yüzden hep kanarım kendimce...

Kar yağdı kaldırımlara, üşüyor hayat. Yalnızlık kocaman bir dağ olup büyüdü gözlerimde. Bir dost gülücüğünde saklı kaldı zaman. Bütün sevinçleri alıp götürdü gemiler. Şimdi ne kadar bastırırsam bastırayım iki elimi kanayan yüreğimin üstüne, kanama durmuyor…

Kahrımdan bin deniz doğurdum, gözyaşı doldu geceler… Gözyaşı gecelerinde boğuldu sevinçlerim… Gece zalim gelir bu şehre, gözyaşıyla gelir her gelişinde hüzünle gelir. Şarkılar da susar, zifiri saçlarıyla örter bu şehri geceler... Hazan mevsimi şimdi, hüzün mevsimi, ayrılık mevsimi, gözyaşı mevsimi. Bütün mevsimler bir gün bırakıp gitse de, ben gidemem...

Ey aşk yada acınası ey ben! Gözyaşlarımı denizlere salıyorum ki, dağlara doğan güneş, hasret hasret açılan ama kapanmayan yaralarıma merhem olsun… Kırılsın kilitleri kapılarımın, kırılsın içimde yıllarca gizlediğim ayna, gülsün gülmeyen bahtım…

 

 

 

  


 

06 abril

Türkçemiz..

 

 

 
 
 
Neden Türkçe?

Milletleri oluşturan en önemli unsurların başında ortak dil kullanımı gelir. Eğer ortak bir dil kullanamıyorsak ne yazık ki, tam manasıyla millet olabilmekten bahsedemiyoruz demektir.

Ne yazık ki, ülkemizde Türkçe çok yozlaştırıldı. Kirletildi ve tahrip edildi. Elbette ki, bu durumun olmasında çok farklı nedenler var. Bu nedenler ne olursa olsun, millette milli bir şuurun yaşatılması gerekiyor. bugün bir çok Tv. kanalının, gazetenin, derginin dahi adı Türkçe değil. Alış - veriş yaptığımız esnafın tabelasında Türkçe isim yazmıyor. Bizlerin dahi günlük konuşmamızda yes, no, nice to meet you, okey, vb. kelimeleri sıklıkla kullandığımız yatsılanamaz bir gerçek.
Gelinen bu noktada nesiller arasında uçurum mesabesinde farklılıklar meydana geldi. Bu duruma seyirci kalamayız. "İşte bu; tam bir Türk modelidir" diyebileceğimiz bir nesil yok. Yabancı kültürün etkisinde kalmış zavallı bir toplum haline geldik. Belki de bu acınası durum, sömürge ülkelerinin başına gelebilecek türden. Ama bu hali tepkisizliğimiz, duyarsızlığımız ve umursamazlığımız sonucunda hep beraber kazandık.


Biz, Türk'üz, Türkçe konuşur, Türkçe anlaşır, Türkçe düşünürüz. Biz başkaları gibi yaşamaya, konuşmaya başlarsak, başkaları gibi düşünmeye başlarız. Şunu unutmamalıyız ki, bu güzelim ülkemizin toprakları üzerinde bir çok devletin sinsi emelleri var. Bu emellerine sahip olmak için yırtıcı bir hayvanın avını beklediği gibi sinsice bekliyorlar. Lütfen onlara bu fırsatı (en azından kendi elimizle) vermeyelim.



Hâlâ vakit var!.

TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM................

 

 

30 marzo

Yüreğimde..

 

 

Yüreğimde bilinmeyen, benim bile hala yerini tam olarak kestiremediğim bir
yerlerde kanıyorsun hala ve ben çoğu zaman bilerek ya da bilmeyerek
kaşıyorum bu kabuk tutmaya yüz tutmuş yaramı.. Yani seni…

Evet, unutamadım seni, kanayan bir yarasın hala yüreğimde…
Unutamadım bir türlü gözlerini; güzelliği, baktığımda yüreğinin
derinlerini gördüğüm gözlerini…
Unutamadım hala gülüşünü.. Sıcacık, içten, yüreğime huzur veren gülüşünü…
Ne zaman biri bana baksa seni görüyorum, ne zaman biri gülse seni
hatırlıyorum…
Nereye gidersem gideyim kimi görürsem göreyim biraz sana benziyor…
Rüyalarımdasın, düşlerimdesin, hayallerimdesin kısacası yüreğimdesin…
Öylesine bendesin ki, yaşamım seni görmeden önce hiç yokmuş gibi…
Sanki seninle nefes almaya başlamışım ben ve biliyor musun nefes almak çok güzeldi…

Gitmen için bir neden aradım, bulamadım...


Çıldıracak gibiyim… Sebebini sana da soramadım...
Bir daha sever miyim hiç kimseyi senin kadar?

Bir daha özler miyim hiç kimseyi senin kadar?
Bilmiyorum…
Ne kış, ne bahar yüreğim derin uykuda sen gittin gideli… Hani bitmezdi,
böyle bitti işte!!


Bazen kendi kendime YETER!! diyorum… “ O ” artık yok… “ O ” GİTTİ!!

Giderken yüreğime acımasızca sapladı ayrılık hançerlerini…
Geceler boyu bakışları gitmedi gözlerimin önünden,

“ Elveda ” deyişi çınladı... kulaklarımda…
Aklımda hep aynı şarkı..
“ Ölüm bir göz kapamak kadar kolay sevmekse ölümün en görkemli tonu
Yaşamın bir ucunda onu yakalamak en zor evet en zor olanı da bu
Korkma sakın sevmekten korkma kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak
Ama öylesine zor ki kurşunu havada sevdayı sıcacık yürekte tutmak korkma… “

Geceleri aldığım her nefesim yokluğunun işareti oluyor…
Soğuk duvarlar üstüme geliyor sanki… Alışamadım ayrılığa.

 Ardına bakmadan gitmek uzaklaşmak zor şeydir nedense, Ama ben zoru başarmak ve artık gitmek istiyorum;
Ayrılıktan, yalnızlıktan kaçmak istiyorum ardıma bakmadan..
Tek bilmediğim şey bunu nasıl yapacağım…
Yıllar geçti hala kanayan bir yarasın yüreğimde…..

Senden kalan bir acı bu…

Yaşamak ve ölmek aynı…
Yalnızlık o ayrı işkence.....!!

 

Image hosted by Photobucket.com ELA Image hosted by Photobucket.com